23 Nisan 2011 Cumartesi

gün

orhan pamuk´u görüyorum rüyamda hep, rüyamda ve vitrinlerde. bu senenin nobelcisi diye. el libro negro, estambul, nieve. pazar eklerinde büyük ve renkli gazetelerin, orhan pamuk´un gülümseyen, yakışıklı, karizmatik, bir de çok çocuksu resmi. hepimizin kafasında kırmızı yanaklı bir çocuk resmi vardır ya, orhan pamuk'un televizyonda ciddi ciddi konuşmasını izlerken o kırmızı yanaklı çocuk olmadığına şaşırıyorum. estambul kitabının üstündeki o çocuk olmadığına. orhan pamuk´u görüyorum, ece ayhan´ı okuyorum, böyle bir karşılaştırma olmaz, bu bir karşılaştırma değil, ama melih cevdet anday neden son zamanlarını kendisi için imzalanan kitapları satarak kazandığı parayla geçirdi ve ece ayhan o kıyıda yapayalnız öldü? ve melih cevdet anday´ı ve ece ayhan´ı ve oğuz atay´ı seven ben neden rüyamda görmüyorum onları, nasıl görmüyorum?
vitrinlerde bu yılın nobelcisi diye orhan pamuk´u görüyorum hep, şıp diye tanıyacağımız küçüklük resmini değil, orhan pamuk´u görüyorum gözlerim kapalı ve çok ciddiye alıyorum bunu. bana her ne söylüyorsa, sanki falcım ya da terapistim söylemiş gibi ciddiye alıyorum. "arjantin´e gidip yaşarsan yazabilirsin, yoksa gidip yazarsan yazamazsın" dediğinde ciddiye alıyorum, "röportajı arkamızda film çekimi varken yapalım" dediğinde ciddiye alıyorum. neden oğuz atay yok orada, neden ece ayhan yok? neden olması gerekiyor? neden olmayınca huzursuzlanıyorum? neden o kabul edilen şeyde benim huzursuzluğumu görmeyince bozuluyorum? o bozuntuyu neden o kabul edilen şeyle birlikte yaşamak zorundayım? neden sadece soru sorarak anlatabiliyorum? neden sadece rüyamda? neden ben onun kitaplarının ispanyolca adlarıyla arjantin´in küçük bir köyünün kitapçı vitrinlerinde karşılaşırken o beni karşılamıyor bir türlü? rüyalarımdan başka? ece ayhan´ın söylediklerini neden su içer gibi dinliyorum da, orhan pamuk´unkini ruhlar aleminden gelmiş bir şahsiyet gibi?
"Yıl sonu müsamerelerine kimler çıkarılmaz?
Hangi çocukların neye imrenmesi yalınayak şiirdir?"
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder