23 Nisan 2011 Cumartesi

gün

kabul edilen, kabul edilmek diye bir yerden yazıyor. böyle anlatınca olmuyor. unlike virginia woolf. sanki bir psikopat gibi anlatıyorum derdimi. derdimi anlatmak zor geldiği için, satıraralarında yuvaladığım için. benim yaşadıklarımı yazıyor ve ben ona hayran değilim. daha çok, bu kadar kolay anlatmasına şaşırıyorum. sonuna soru işaretleri koyuyorsun, oluyor. onunla ilgili  bir şeyler yazmalıyım, kendimden, kolay anlatamadığımı anlatabilirim belki böylelikle.

yine de kabul edilen yerden yazıyor ve ben bunu olanca güçsüzlüğümle, olanca yaşlılığımla kabul edilmez buluyorum. o resimleri, o teşhirciliği, ne söylesen olacak olmasını yaptım oluyorları ve bu cümledeki gibi bütün mutsuzluk yordamlarını bir dansa dünüştürmesini, hiç kekelememeyi, her şeyin geçmiş, iyileşmiş olmasını, taburcu olduğumuz için bütün ikirciklenmelere hastanenin çay bahçesindeymiş gibi bakmayı, tehlikesizliği, her şeyin üstünden ultrason gibi geçmeyi ve ultrason işaretlerinin hayat sayılmasını, hayatın bir türlü kalmadığı bir yerlerde her şey geçer, hayat kalır beni irkiltiyor. onunla ilgili yazmam gerek. hiçbir şey yazamıyorsam. onunla konuşmam gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder