23 Nisan 2011 Cumartesi

gün

elimde kağıt, kalem ya da klavye olmadığında sürekli yazıyorum. uykuyla uyanıklık arasında. bugün öyle güzel yağmur yağdı ki. çıkıp yürüsem mi dedim, yatak çok güzel geldi, şu anda çalan caz gibi, arjantin gümüş ülkesi, buenos aires de güzel havalar demek ya, hava gümüş gümüş, gümüş güzeli olmuş, birkaç satır çiziktirdim rüya gibi, araya da nilgün marmara’nın paragrafını ekledim, “gömütün kapağı hep açık, yaşadıkça anılarımızı vs. gömüyoruz içine, sonra hiçbir şey gömülemez hale gelince kendimiz giriyoruz ve kapatıyoruz kapağı üzerimize... bir tek güneşten utandım hayatımda, yalnızca”. arjantin’in de nilgün marmarası var, alejandra pizarnik. ilk kez kitapçıda bir kartpostalın üzerinde gördüm resmini. gümüş gibi bir kadın yüzü. ince ve kırılgan. henüz ulaşılmaz benim için, bilebildiğim kadarıyla türkçeye hiç çevrilmemiş, şairin intiharı, ben doğmadan 3 sene önce, 1972’de. evimin duvarında o kartpostal asılı şimdi. boğazın suları nasıl nilgün marmara’yı hatırlatıyorsa, atladığı boğazmış gibi, buenos aires’in gümüş gibi yağmuru da alejandra pizarnik’i hatırlatıyor artık, bu yağmuru yutmuş gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder