23 Nisan 2011 Cumartesi

gün

bizim olduğumuz şeyle, yaşadığımız hayatla ilgili anlatılacak bir sürü ceeeeee var burada. şaşırsam da, anlamasam da, bazen bu olanca görkem ve salaşlık içinde boğulsam da, her gün bakkala giderken bile cetvelle çizilmiş caddelerin arasında kaybolsam da, fotoğraf çekmeye utansam da aranmıyorum burada. buenos aires'in bana öğrettiği şeye bırakıyorum kendimi, barışmaya, uzlaşmadan barışmaya. görkemin kendini salaşlığa bırakmasına. kinim bileniyor burada, tek başıma sokaklarda dolaşırken, yanımda kimsecikleri istemezken, günlerce uyuyup uyuyup güzelleşmiş kalkarken, akşamları nehir kenarında yürüdüğüm, la pena del colorado´da şarkı söyleyip gitar çaldığım, plaza de mayo'nun çimlerine beraber uzanabileceğim bir arkadaş isterken, bu bilenme kinin artmasına değil, onunla barışmaya benziyor. burada koca göbekleri açıkta, sarkmışğüslerini sallaya sallaya tango adımları atarak geçen yaşlı teyzeleri görünce barışıyorsun fazlalıklarınla ve onlardan kurtulmak da onlarla yaşamak da çok daha kolay oluyor. bizim memlekette arada derede, fazlasıyla müdahale görmüş ve artık bağımsızlık mücadelesini kazandığımiz halde bile yaşadığımız tedirginliği hatırlayarak sarkmış memelerin kendisi için tango yapmasını görmek. bir yandan kedi gibi pençelerimizi açar, diğer yandan nasıl da özür dileriz güzelliğimiz ve çirkinliğimiz, aklımız ve aptallığımız, koca göbeğimiz ve iri memelerimiziçin; kocaman ile iri özür dilemiyorlar burada birbirlerinden, kalçalarını kıvırı kıvırıveriyorlar, o kadar.
yine de sıkılıyorum. görkeme ve mutluluğa çabuk alışılıyor ve turist olman gereken yerde turist olamayacak kadar uzun kaldığında sokakta uyuyanları ve birkaç yüz pesoya şehrin varoşlarından gelip sabaha kadar kağıt toplayan baba kızları daha çok görmeye başlıyorsun. bu yaşamasını, dans etmesini bilen, sokaklarına, tuvaletlerine, ilişkilerine hijyen karıştırmayan, kasmayan, kimsenin önünde de eğilmeyen kedi gibi insanlar boğuyor beni. ufaktan turistlikten yabancılığa geçerken.
ben de tam bunu istedim değil mi? arada derede olmak, huzursuz olmak. burası çok güzel ve buradan bakınca istanbul o kadar kasvetli ki, patlayamadan yanan mısır taneleri gibi. el turquia. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder