23 Nisan 2011 Cumartesi

gün

burada kinimden, öfkemden arınıyorum. öfkelerden ve klişelerden. buenos aires ılık duş gibi bir şehir.
öyle çok rüya göruyorum ki, galiba görecek bir şey kalmadığında rüyalarım önce gereksiz şeylere el atıyor, kurmalı bir bebeğin takılıp, yürümeden aynı yerde kalması gibi, sanki kendisi de farkındadır yanlış giden ya da gitmeyen bir şeyler olduğunun, sonra çok derinlere inmeye başlıyor, ben de yoruluyorum ve hiç çıkasım gelmiyor yataktan.
bir filmde yağmurlu bir sahne istiyorsan, yağmur yağdırman gerekir. bırak yağmurlu havayı beklemeyi, yağmur yağıyorsa yağmurlu sahneni çekemezsin bile; zira absürd, doğal olmayan bir görüntü çıkar ortaya. yazarken de o yağmurun prodüksiyonunu senin yapman gerekiyor, yağmurlu havayı alıp koymak hiçbir şey ifade etmiyor, yağmur diye bir şey yok, yağmur yağdırmak diye bir şey var.
buenos aires’te mutlu insanlar görebiliyorsun.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder