çamaşırcı çamaşırlarımı kaybetmiş. hepsini. siyah dantel tişörtümü de. bıraktım özrü, "meksikalı bir çocuk aldı, birileri seninle dalga geçiyor olmalı" dediler. çok güldüm. "buenos aires üniversitesi’nin ispanyolca kursuyla anlaşın, ben onlara ödeme yapmayayım, siz de bana" diyecektim ki, ispanyolcamın bunu anlatmak için yeterli olmadığını fark edip düştüm yollara ciciler almaya. önce sol´un yardımıyla tüketici derneğine şikayetimi de bildirdim tabi. sol ev sahibesi, sol güneş demek, sur da güney, sol de sur güney güneşi, yani akın var güneşe akın demek. ben sol´u, sur´u, güneşi düşünürken bir güney yağmuru bastırınca, rey castro diye bir barın karşısındaki büfeye oturdum, kahvaltımı ederken rey castro’nun kapısına baka baka buralarda ‘içki masasında memleket kurtarmak’ diye bir şey olamaz diye düşündüm, kral castro adından bile anlaşılabilir bu. pastanelerinde bile çeşit çeşit şampanya ve viski satılan bir şehirde, şarap içmek yağmurdan sığınır gibi kapalı yerlere saklanmak anlamına gelmiyor zira. o yüzden de arjantinli bir solcu içki masası denilen şeyi anlamakta epey zorlanır, ya da çok içen bir şeyse ‘memleket masasından içki kurtarmak’ diye bile anlayabilir. ya da ben arjantinli solcu olsaydım öyle anlardım. buralarda içki bizim memlekette olduğunun aksine özel ve masum olmayan, ayıplı bir şey değil, tavuskuşu değil, güvercin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder