‘manzara yüze benzer’. annemle buenos aires´teki evdeyiz, evin kapısı açık ve dışarıda soğukta bekleşen bir dolu fahişe var, yaşları 15 ile 20 arasında değişen. kapının hemen yanındaki televizyonda fahişelerle ilgili arena gibi bir programı izliyorum. dışarıdaki fahişelerden biri geliyor, benimle birlikte televizyon seyretmeye başlıyor. annem diğerlerini de çağırıyor. hikâyelerini anlatmaya başlıyorlar, biri muz istiyor, masanın üstünde duran muzları veriyoruz. ben ya da annem muzların hikâyesini anlatıyoruz. sonra abim geliyor üzerinde bornozla, ‘bu sürtükleri neden alıyorsunuz içeri?’ diyor. ben de diyorum ki ‘sürtük kötü bir şey degil ki; sürtmek gezmek demek olduğuna göre sürtük olmak demek gezgin olmak demek’
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder