cafe tortellini’deki tango show’dan çıktım. şehre dün gece gelmiş üç ingiliz kızın yanına oturttular beni. artistik ve teknik anlamda mükemmeldi cafe tortellini tango show, tiyatro gibi. dinlerken ve seyrederken kalçaların, omuzların oynuyor, orada olmak istiyorsun, orospu kılığında, hanımefendi kılığında, vücudun ruhundan çıkıp başka vücuda yapışsın, öyle istiyorsun, o bacaklardan, kalçalardan, karından ve ruhtan sende de olsun istiyorsun, o çorapları, sütyenleri ve büstiyerleri sen de giymek istiyorsun, o çoraplar ve büstiyerler üzerinde süzüm süzüm süzülürken vücudunu unutmak istiyorsun. erkekler ne hissediyorlar bilmiyorum ama, yerin üstünde uçar gibi süzülmek, seni süzsünler ve süzdürsünler istiyorsun.
bizim turistler sallanmıyorlar ve kimse de kıskanıyormuş gibi görünmüyor.
kadınlar çok güzel değiller, ama kadınlıkları hiçbir yerlerinden akmıyor, erkeklerinse erkekliklerinin ayarlanmış olduğu çok belli. buenos aires’in yıkıntı evlerinden birinde olsa, bastıkları, dans ettikleri yer kayabilecek olsa öyle olmazdı belki, en azından benim gibi ya fazla ya az kadın olmak zorunda kaldığın, kadın olduğunu ya saklaman ya da abartman gereken bir yerden geliyorsan öyle görünüyor.
tangoda erkeklere bakılmıyor, erkek yönlendiriyor, kadın yoğuruyor; erkek olduruyor, kadın oluyor. tango yapışık vücutların yataylaşıp dikleşmesi, birbirlerini kesmesi, bacaklar ve sırtla ilgili bir dans olsa da ve tangocular mistik bir şekilde hiç terlemeseler de, tangonun en seksi bölümü gözler, yanaklar ve ağız ve boyun buluştuğunda, buluşur gibi olduğunda oluyor, dans bittiğinde, bitmeye yakın erkeğin eli açılabildiğince açılıp kadının belini kavradığında ve o bel kavranıldıkça inceldiğinde.
turistler ürerler mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder