23 Nisan 2011 Cumartesi

gün

bahçe. bahçelerin bahçesi. her tarafından kökler çıkan, belki bin yıllık bu ağacın önünde, incecik dallar birleşmişler, şelale gibi iniyorlar aşağıya. hayatımda böyle şey görmedim ben. üzerlerinde bir tek maymunlar eksik. bahçe iki bölüme ayrılmış, medeniyet bahçesi, daha az medeniyet bahçesi. ikisini birbirinden bir merdiven ayırıyor, aşağıdaki medeniyet bahçesinin tarafındaki merdivenler medeniyet bahçesinin yerlerinin beyazından, üstteki az medeniyet bahçesinin merdivenleri de medeniyet bahçesinin yerleri gibi kahverengi. medeniyet bahçesinde merdivenler, odalar, odalarda kitaplar, üstünde beyaz bir cam var, beyazlar giydirilmiş sandalyeler, saksı ağaçları, iki bank, yeşil plastik sandalyeler, az medeniyet bahçesinin her yanından otlar, ağaçlar, kökler, saçaklar, şelaleler fışkırıyor, saksı çiçekleri de var, yabanıl bir tarafı da var, bir o kadar da huzurlu. serçeler, güvercinler, kediler oraya geliyorlar. benden başka kimse yok, bir kütüphanenin bahçesi bu ve toplantılar dışında kullanılmıyor galiba.
buradan, medeniyet bahçesinden baktığında şelalenin kaynağını görmüyorsun, görmediğin için de hayal edebiliyorsun, ince yüzlü, dişleri çıkık kara tenli bir kızın saçlarından dökülüyormuş gibi, saçakların uçlarını da yakmışlar yerlere değmesin diye, zira kesilmezse uzayıp uzayıp caddeleri, sokakları ele geçirebilirmiş gibi. uçları yakılınca sarılaşan dallar bu halleriyle iyice akıp duran, dökülen saçlara benzemişler, dedim ya belki bin yıllık bir ağaç. bahçe. bahçelerin bahçesi.
ben de bahçe insanıyım, ağaç insanı, ama rüzgarın ve serçelerin dinlendikleri bir yerde, serçelerin kaçıp geldikleri, saçaklarının uçlarının yakıldığı - ki ele geçmesin şehir.
biliyorum, bahçeler seralar gibi, müzeler gibi saklanan, arıtılmış, masum şeyler ve ağaçlarının saçaklarının uçları yakılabildiği sürece tehlikesiz şeyler. duvarlarla ayrılmış da olsa doğurgan şeyler. bir gece bu bahçede kalsaydım, saçakları en ucundan görseydim, sırtımı duvarlara yaslasaydım, üşüseydim ve bahçeyle birlikte kapılar üstüme kapanmış olsaydı. bahçe gündüzleri kapılarını şehre açıyor, geceleri ise kapılar ona kapatılıyor. gündüzleri kapılar onun -bahçe olduğu için. geceleri ise ona ait değil, o yüzden bahçeler geceleri ayrılıyor, aslında duvar bahçeyi bahçe yapan şey, ayıransa kapılar. bahçe mezarlığa benziyor ve ben bir gece gün ışıyana, kapılar açılana kadar bu bahçede kalsaydım, aklım başıma gelirdi, gelirdi aklım başıma belki.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder